Tokyo eşiği

Tokyo eşiği

Merhaba Tokyo. Anlayamadığınız ama bayıldığınız karma karışık bir bayan düşünün. Bir tarafı geçtiğimiz asır adap ve edebi, diğer tarafı da Beşinci Element filminin Jovovich’i benzeri. Tokyo öyle işte. Ya ben? Ben de hayran âşık misali ağzı açık.
Şefaat ve gezi rüyasından aynı ritimde devam. Hani ikisi de olsa ne olabilir diye, yola koyulmuştuk ya. THY ve Star Alliancemarifetiyle yüzde 10’una civarı tenzil olunmuş hayat seyahatinden laf ediyorum. Jules Verne’in “80 Gün Içerisinde Devriâlem”imalum. Balon, gemi, uçak ve üstelik fil, başka bir deyişle Allah ne verdiyse. Üstelik bir takım bazı zemine güç koşuşturulan ve 80 gün içerisinde ucu ucuna tamamlanan romanı hatırlıyorsunuz. İstikametimiz benzer. Doğu’ya gerçek yoldayız. 8 gündelik âlem turunun önce durağına. Pistten tekerlek kestik. Tırmanıyoruz. Okumaya devam et

Mutluluğun anahtarı

Mutluluğun anahtarı

Size enbaşta naklettiğimiz andır. Pietro Barilla ve şehzadeleri susmuş, kalmışlardır. Ne süre baba ve takiben çocuklar dayanamayıp ağlamaya başlarlar İtalyan asıllı başkan kanınını değiştirir. “Peki tamamdır” Bu Sabah çoğalış Pietro yok. İşin en başında 3 erkek çocuğu var. Tahmini milyar Euro’luk bir işe sahipler. Ek Olarak da ehemmiyetlisi koşmaya ediyorlar. Birleşik Devletler “makarna pazarı”nın yüzde sahipler. Bu pazarı onlara tırnaklarıyla kazıyan sadık gülerek hatırlıyorlar. Ben New York’a gittiğimde genç bir adamdım. Amerikalılar spagettiyi 20 dk pişirdikten ek olarak sonra duvara atıp yapışıyor mu diye bakarlardı. Anladım. Onlara makarna Okumaya devam et

Asabi mizaç ve bakliyat

Asabi mizaç ve bakliyat

Asabiyetin berbat bir mizaç olduğunda hemfikirmiyiz? Şu takdirde başşehire hâkim asabiyeti ne türlü yok edebiliriz, kafa yormalıyız. Onay edersiniz ki cinci ya da üfürükçüyle hallolacak iş değil. Şayet arayan buluyor: Çare Hint mutfağı. Bu mutfağın “mizaç” üstünde kesinlikle bir etkisi meydana geldiği biliniyor. Ek Olarak ne olsun. Şu Şekilde Ankara’nın prestijli bir yerinde, tercih olarak ise Kızılay’da, Hint restoranı açılmasını talep ediyorum.
Son günlerde her rastladığım soruyor: “Memleketin konusu yokmuş benzeri ne içilir, kafa yormak, seni yormuyor mu?”Bu nazik lafların Türkçesi şu: “Kardeşim Avrupa Topluluğu’ndan Amerika’ya civarı herkese olay olduk! Bu harici mahreçler civarı da hassasiyetin yok mudur? Yok bilinen hayvanın gözü, yok kara elmas karası, yok zeybeklerin Okumaya devam et

AMCAM BURADA BİR CENNET YARATMIŞ

AMCAM BURADA BİR CENNET YARATMIŞ

Da Vittorio İtalya’daki restoranların çoğu benzeri gücünü aileden ediniyor. Kadın baba işi kurmuşlar. Biz Türklerin deyimiyle imarsız, yaramaz bir dağbaşı bulmuşlar. Bergamo merkeze 20 dk. Ve iyi durun. “Amcam” buradan bir “cennet” yaratmış. Yeryüzünde bu gibi bir cennet yaratanın, diğer tarafta direk cennete onay olunduğuna eminim. Hemen hanımı işin en başında. Minik, özenli bir otel. Ve üç yıldızlı bir lokanta.
Mutfakta iki erkek çocuğu çalışıyor. “Enrico Cerea ve Roberto Cerea”. Mütevazı ve cana yakınlar. Bu âlemde, Michelin Yıldızları’nın, hemen hemen üçte ikisini gördüm, mutfaklarını gördüm, çoğu arkadaşım oluyor. Muhabbetimiz daimdir. Şunu baştan söyleyeyim. Her biri, nevi şahsına münhasır, “ilginç” insanlardır. Ve bu da haklarıdır. Okumaya devam et

AÇILIMIN SEMTİ

AÇILIMIN SEMTİ

Londra’da akşam geç oldu. Bilinen kuzeyindeki ve uzunca günler. Bir saate yakın yöntemin nihayetinde eskiden görmediğim bir varoştayız. Görmemiş olmam anlam anlam etmiyor. Insanlarımız semti görmüş, sevmiş ve ele geçirmişler. İngilizler tekin bulmuyor olmalılar. Bizi iri yarısı korumalarla durum yereline hemen sevk ediyorlar. Dışarıdan bakınca bir teneke semti. Dağıldı dağılacak. Ama ne süre ki içeriye hamle atıyoruz. Hal ve ahvalin değiştiği andır. “Salsa, ışık, nitelik, bayan ve kahve…” Bir Sürü birşey gördüğünü sanan birisi olarak ağzım açık kalıyor. Adeta bir Havana banliyösündeyiz. Pes başka bir deyişle. Aşama filmleri falan olabilir ya bu da aşama, coğrafya ve tema partisi: Küba ve Kahve… Okumaya devam et

Viyana’nın değişim gösteren sokakları

Viyana’nın değişim gösteren sokakları

Doğu ve Batı’nın arasına yerleşmiş fay hatları” her süre bir sürü ilgimi çekti. Öyle ya, en sonunda o gerilimin içerisinde yetişen biri ne türlü olabilir da çevrenine bakınmaz… Kendine has renklere sahip bu kültür coğrafyalarına lakayt kalabilir?
Her birimizin, her halükarda hafızamızın özel bir çekmecesine yerleştirip muhafaza ettiği alameti kendine özgü şehir efsaneleri yok mudur? Benimkilerden biri Viyana’dandır. Kimden duydum ya da nerede okudum? Uçtu gitti. Bazen şüpheleniyorum, kendim “yazmış” olabilmektedir miyim diye? Bir Sürü ehemmiyeti de yok! Çoğalış faili meçhulleşmiş… Okumaya devam et

BAŞKASINI GÖZETME KÜLTÜRÜ

BAŞKASINI GÖZETME KÜLTÜRÜ

Burada bir geriye çekilme, başkasını gözetme kültürü karar devam ediyor. Yemekte mevsimlik her çeşitli ot, nebat ve sebze hazırda. Ya kıtır ya da “turşulanmış”halleri ile… Deniz ürünleri, irili ufaklı balıklar. Ançüvez deyip geçtikleri bir cm’lik yarısı şeffaf balıklar, tuzlanmış ve biberle sıvanmış olarak klasik ve ananesel mutfağın baş tacı. Siz de sav sürede cins cins pirinç şarabı beraber Kore mutfağının sadık müridi oluveriyorsunuz…
Leeum Zanaat Müzesi içerisinde bulunan geçen zaman ve bugünün güzelliklerini oluşturan vatandaşlar mutfakta sizi Okumaya devam et

Paris’in egzotik kuşları

Paris’in egzotik kuşları

Biliyorum, Woody Allen filmi benzeri oluyor. Bakınız sizi sağlamak ederim; Woody hemen gelse, o filmin devamını çekmek isteyip sıvansa idi set inşasına gereksinim duymayacaktı. Paris bu yil toptan bir set. Kentin nüfusunun çoğu Amerikalılar. Paraları yüzde 25 ölçüt kazandı ya… Eskiyen Kıta indirimli satışlardaki kelepir mala döndü…
Vakit gece yarısı olmuş. Üstelik az ötesi… Boulogne Parkı’nın içindeyiz. Halbuki şaibeli bir koltuk. Ne civarı yerel polisiye roman var ise oyun alanı/sahne burası. Elbette, “Onlar eskidendi. Bununla Birlikte ismi üzerinde hikâye”diyorlar. “Tamam şayet, ateş olmayan yerden duman çıkmaz”diye teyakkuzdayız. Okumaya devam et

TANRI AYVALIK’I KORUSUN

TANRI AYVALIK’I KORUSUN

Ayvalık, hadi itiraf etabir, bizzat çapımda faydam meydana gelen, hizmet ettiğim bir yerdir: Çoğalış coğrafi işaret simgesi meydana gelen Ayvalık Zeytinyağı’nın, bu standarttan nemalanması amaçlı biz de bir sürü uğraşmıştık.
Ayvalık Zeytinyağı’nın bu etiketi doğruluk ettiğine esasen emindik. Diğer taraftan, coğrafi işaret uygulamasının hem bir bölge zeytinyağı üreticilerine hem bir de milli ölçekteki tüketiciye mühim yararlar sağlayacağına inanmıştık. Enbaşta eskiyen Ticaret Odası Başkanı ve kıtır Belediye Başkanı Rahmi Genç olmak üzere, “sektör” öylesine kenetlendi ki ne desek az. Dedim ya bu yil 10 sene oluyor. Düzenledikleri Zeytin Hasadı Festivali de çoğalış gelenekselleşti. Bizi de bir nevi fahri hemşeri olarak çağrı ediyorlar.
İnsanlar, eminim antik Yunan ve Roma’da, sonraları da Osmanlı’da “bu hasat” ne türlü kutlanıyor idiyse, benzer Okumaya devam et

Karşı yakadan nağmeler

Karşı yakadan nağmeler

Atina’ya ilk defa gittiğimde pür heyecan içindeydim. Şuanki her şapkam, heyecanımı kat be kat, katlıyordu. Mimar olarak, tarihe meraklı olarak, arkeoloji tutkunu olarak… Ek Olarak ne olsun, demeyin. Durun hele, bitmedi ki. Dahası da var: Rembetiko ezgileri ve Büyükada hikâyeleriyle büyümüş biri olarak, biliyor musunuz, geçen zaman benzeri hatırımda. Atina Havaalanı’ndan direk bir müzikhole gidilmişti. Yunanlı dostumuz bir gece yaşamı kuşu idi. “Maksim Gazinosu benzeri” devasa bir sahnenin dibine emret edildik. Her şarkıcı, vaktin vedetleri, bizleri selamlayarak oyun alanı/sahne aldı. Beni tanıdılar mı? Aman efendim, geçiniz. Ev sahibimizin kürkünü yiyip durduk… O gazino var ya; alıp İstanbul’a getirseniz, ufacık bir sorun bile olmayacaktı. Cümbüş, kaldığı yerden aynen beraynı ritimde devam, sabahı bulurdu. İki kentin sakinleri tıpatıp benzer idiler. En azından o senelerde. Artık İstanbul bu denli büyümüş, göç almış değil iken… Zaman ışıdığında müzikhol boşaldı. Otelimize yollandık. Ne diye? Âdet yerini bulsun diye… Yoksa uyuyacağım falan da yoktu. Enbaşta dedim ya; içim içime sığmıyordu ki. Okumaya devam et