Savarona

Savarona

KAHRAMAN Sadıkoğlu’na bundan 25 yil öncesinde 49 seneliğine kiralanan Savarona yatı her ne oluyor ise oluyor ve kira müddeti bitmeden yine devlete geçti…
Cumhuriyet tarihimizin, millî birliğimizin, bütünlüğümüzün ve de lâikliğimizin en mühim sembollerinden sayılan Savaronamıza kavuşmamız memlekete hayırlı olsun!
Şimdi şakayı bir yana bırakıp Savarona’nın serüvenini hatırlayalım:
“Atatürk’ün yatı” tecrübe et Savarona 1960 ihtilâline civarı öncesinde İsmet Paşa’nın, sonrasında da Celâl Bayar’ın cumhurbaşkanlığı esnasında hükümet gemisi olarak kullanılmış, iştirak eden başka liderler burada ağırlanmış ve tekne anlaşma davetlerinin mekânı olmuştu. Okumaya devam et

ABDÜLHAMİD VE ATATÜRK

ABDÜLHAMİD VE ATATÜRK

Cornelius Gurlitt, büyükbabasıyla benzer adı taşıyordu ve 1850 ile 1938 aralarında hayatını sürdüren zanaat ve mimarî tarihçisi “dede” Gurlitt 1905’te, Padişah Abdülhamid vaktiyle Ülkemiz’ye gelmiş, hükümdarın verdiği izinle İstanbul’daki tarihî yapıtların rölövelerini çıkartmış, resimlerini çekmişti ve bu çizimlerle fotoğrafları daha daha sonra kitap haline getirmişti.
“Dede” Gurlitt’in Ülkemiz serüveni bu kadarla da kalmamıştı! Abdülhamid’i deviren İttihadçılar aracılığıyla da istihdam edilmiş, enbaşta Rumelihisarı olmak üzere bir takım tarihî mekânlar amaçlı onarım projelerini hazırlamış ve bu projelerden bazıları uygulanmış ve Gurlitt daha daha sonra Atatürk aracılığıyla Türk Tarih Kurumu’nun “şeref üyeliği”ne getirilmişti! Okumaya devam et

MEZARLIKTA BEKÇİLİK YAPTI

MEZARLIKTA BEKÇİLİK YAPTI

Lübnan’da onu çoğalış yeni bir hayat bekliyordu. Yıllar boyu Beyrut ile Şam aralarında sarı taksi şoförlüğü inşa etti, İkinci Hayat Savaşı’ndan öncesinde Arnavutluk’a gitti, Kral Zogo’nun kızkardeşlerinden biriyle nişanlandı amaZogo’nun savaştan ardından memleketini terketmesi üst kısmına nişan bozuldu ve şehzade Mısır’a geçti. Orada evlendi, bir kızı oluyor, ardından boşandı, Mısır’dan da sıyrılıp Fransa’ya gitti, yeniden evlendi, bu kez bir oğul sahibi oluyor ama yeniden boşandı ve tek başına yaşamaya başladı.
Çoğalış, Avrupa’nın farklı memleketlerinde şoförlük yapacak, hem bir taksilerde çalışacak, hem bir de yeni satın alınmış meydana gelen otomobilleri fabrikalardan alıp Avrupa’nın 4 bir yanındaki müşterilere götürecekti. Okumaya devam et

HİNDİSTAN’DAN ORDU GELDİ

HİNDİSTAN’DAN ORDU GELDİ

İşte az malum bu maçın, başka bir deyişle “Özdemir Beyefendi Harekâtı”nın az öyküsü:
İngiltere, taşıdığı ehemmiyet o devirde çoğalış anlaşılmış meydana gelen petrole ve yakıt bölgelerine sahip olabilmek amaçlı hazırlıklarına hayat savaşı öncesinden başlamıştı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girdiği 1914 Kasım’ından birden çok gün ardından Şattülarap’ın ağzındaki Fav Yarımadası’nı işgal etti.
Irak Operasyonu’na, İngiliz askerî etraflarında “Mezopotamya seferi” ismi verilmişti. Ameliyata dahil olan askerlerin çoğu bölgeye Hindistan’dan sevkedilmişti ve Irak’ta 2 yil süresince kanlı çarpışmalar yaşandı. Türk birliklerinin 1916’da Kutülâmâre’de yengi kazanıp bir takım İngiliz generalleri tutsak etmesinin sonrasında İngilizler yine toparlanıp saldırıya Okumaya devam et

Dün, uğursuz bir ittifak sözleşmesini imzalamamızın 100. yıldönümüydü

Dün, uğursuz bir ittifak sözleşmesini imzalamamızın 100. yıldönümüydü

Dün, bize yüzbinlerce şehid ile koskoca bir imparatorluğa mâlolan ve Birinci Hayat Savaşı’na girişimizin önce adımını teşkil eden bir hadisenin, Almanya ile uğursuz bir ittifak anlaşması imzalamamızın tam 100. yıldönümü idi…
Sadece zaferlerle öğünüp mağlûbiyetlerimizi hatırlamamak ve hattâ unutmaya çalışmak millî âdetlerimizden meydana geldiği amaçlı, bize koskoca bir imparatorluğa mâlolan Birinci Hayat Savaşı’nın 100. yıldönümünün geldiğini halen farketmedik. Hatta 2 Ağustos tarihinin Almanya ile imzaladığımız ve savaşa girişimizin önce adımı meydana gelen uğursuz ittifak anlaşmasının tam 100. yıldönümü meydana geldiğini da hatırlamadık.
GEÇMİŞTE uğradığımız yenilgileri hatırlamamak, mağlûbiyetler tarihini ders kitaplarından ve hattâ hafızamızdan dahi silmek, yüzyıllardan buyana değişmeyen âdetlerimizdendir… Okumaya devam et

ÜÇ AYRI İDDİA

ÜÇ AYRI İDDİA

Şimdi, bu film ile ilgili meydana yıllardan buyana atılan üç iddiayı sıralayayım:
Film çekilmiştir ama kaybolmuştur. Ek Olarak doğrusu şu an amaçlı kayıptır ve günün birinde arşivlerden çıkış olasılığı mevcuttur.
Bu film hiç çekilmemiştir. Ön hazırlıklar inşa edilmiş ama çekim işi yaşama geçirilememiştir.
Filmin çekilmesine çalışılmış ama kamerayı kullanan Fuad Uzkınay kayıt işinde artık acemi meydana geldiği amaçlı düzgün bir çekim yapamamış ve film çıkmamıştır.
Yukarıda da söyledim; bu söylemler şimdiye civarı birden çok sene bul ile bir ek olarak edildi, tartışmalara Fuad Uzkınay’ın bundan 30 küsur sene öncesine civarı yaşamda yer alan kızlarından biri, çalışma süresini tamamlamış başka bir deyişle emekli kütüphane müdiresi Mutena Uzkınay da katıldı. Okumaya devam et

“TEMİZLEME”AMELİYESİ…

“TEMİZLEME”AMELİYESİ…

Bugün İstanbul’un 4 bir yanındaki binalarda tümce kapılarının anında üstünde zamanında kazındığı belli meydana gelen, başka bir deyişle kel kalmış benzeri gözüken ve sonradan sıvanmış boşluklar, 1057’nin eseridir. Kraldan pek kralcı bir takım zevat yasanın kabulünden hemen ardından yol sokak gezinip tuğraların, kitabelerin ve armaların çetelesini çıkartmış, bir bölümünü o zaman, bir bölümünü da 1928’deki Harf Devrimi’nden hemen ardından “İnkılâbımııııııız”haykırışlarıyla kaldırtmışlar ama üzerleri sözlü olmayan yahut nakışlı mermerlerin çoğu bu “temizleme” ameliyesi esnasında parçalı edilmiştir. Okumaya devam et

Talât Halman ve Kültür Bakanlığı

Talât Halman ve Kültür Bakanlığı

Hayatı süresince hem bir hayat edebiyatının ve bilhassa de şiirin Ülkemiz’de bilinmesi, hem bir de Türk Edebiyatı’nın dünyanın 4 bir tarafında tanınması amaçlı çalışmış, cildler dolusu tercümeler yapmıştı, Allah rahmet eylesin…
Talât Beyefendi ile son üstad Profesyonel. Halil İnalcık amaçlı Ankara’da, Bilkent Üniversitesi’nde verilen doğum bugünü partisinde birlikte olmuş, uzunca ve dopdolu bir sohbete dalmıştık…
Halman’ın vefatının sonrasında gazetelerde yaşamı anlatıldı, bir takım eserlerinin adları verildi ve Kültür Bakanlığı yapmış meydana geldiği da yazıldı şayet bakanlığı esnasında meydana gelen, o günlerin Türkiyesi’nin haftalarca gündeminde olan ve Talât Beyefendi’in de koltuğuna mâlolan bir hadiseden, “Itrî Gecesi” faciasından hiç bahsedilmedi…
Bu kültür faciasını bundan önce yazmıştım, kısacası hatırlatayım: Okumaya devam et

Hangisinde 16 hükümet var? Yapmasaydık ayıp olurdu


Hangisinde 16 hükümet var? Yapmasaydık ayıp olurdu

Tarihteki 16 Türk devletinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda askerî üniformalarıyla temsil edilmeye başlanması beni gayet hoşnut etti. Çünkü, bunun kesinlikle inşa edilmesi gerektiğini yirmi küsur yıldır yazıyordum.
16 Türk Devleti’nin bundan bunun gibi anlaşma karşılamalarında temsil edilecek olmasından gayet hoşnudum. Çünkü bunun gibi olması gerektiğini en az yirmi yıldır yazıp söylüyorum. Benzer uygulama Avrupa’nın ileri demokrasilerinde de vardır, tören birlikleri yüzyıllar öncesinin üniformalarını giyerler! Okumaya devam et

ANNEANNENİZİN CACIĞI

ANNEANNENİZİN CACIĞI

Üyeler teşkilâta esrarengiz, havalı, masonik teslisi andıran ama adayı hayli heyecanlandıran merasimlerle alınırlardı. En az 2 üyenin tavsiyesi ile teşkilâta çağrı edilen aday tanımadığı birisi ile buluşur, otomobile bindirilir, yöntemde gözleri siyah örtü ile bağlanır, refakatçisi ile birlikte dolambaçlı yollardan merkeze götürülür, bayraklarla donatılmış ve üstünde silâhların yer aldığı masanın önünde eli bir tabancaya konarak bağlılık yemini ettirilir, cemiyetin sırlarını ifşa yahut gayrıahlâkî bir iş ettiği halde “gebertileceği”ihtarında bulunulur, ardından gözleri açılır ve merasim tamamlanırdı. Okumaya devam et