İnsanı huzursuz eden tarafı

İnsanı huzursuz eden tarafı

Meclisten ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI başkentine giden kurullar Cumhurbaşkanımız Gül ve Obama’nın müzakeresi, buradan geçerse Temsilciler Meclisi’nden geçer mi telaşı; başka bir deyişle tam bir pandomim yaşandı.
Yazıya artık oylamanın neticesi belli olmadan oturdum. Esasen sonuçtan müstakil yalama olmuş bir vaziyetle karşı karşıyayız. Ülkemiz’nin ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI ile üstelik onun ötesinde bütün hayat ile ilişkilerinde bu ipoteği bir bir sürü kez taşıyarak siyaset yapmasının insanı huzursuz eden tarafı üstünde durmak istiyorum.
1915 vakalarının ne türlü tanımlanacağı konusundaki bu dövüş onyıllardır devam ediyor. 12 Eylül idaresi vaktiyle çağın Başkanı Ronald Reagan “soykırım” sözcüğünü kullanmıştı. Amerikan yönetimleri tekrar bunu tekrarlamadı. Fakat işin en huzursuz edici tarafı bu çeşit bir adımın atılmasına karşı çıkanlar ya da planın Kongre’den geçmesini Okumaya devam et

Esad’ın yeni Suriye’si


Esad’ın yeni Suriye’si

SURİYE Hükümet Başkanı Beşar Esad ile görüşürken birçok konuya giremedik. Esasında İran ve Hizbullah ile ilişkilerden Lübnan üstünde yine kuruluş edilen Suriye tesirine, ekonominin gidişatından ülkedeki birey haklarının vaziyetine civarı konuşulacak çok birşey de vardı.
2005 senesinde eskiyen Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin alçakça öldürülmesinden ardından Suriye’deki düzen kritik stress altında kalmıştı. Vakanın Suriye aracılığıyla tezgâhlandığına konusunda evrensel bir kanaat dünyaya hâkimdi.
ABD o dönemde Suriye’den büyükelçisini çekti. Suikastla alakalı BIRLEŞMIŞ MILLETLER soruşturmasının önce savcısı yazdığı raporda rejimin bu işte dahli meydana geldiğini kuvvetli biçimde ima ediyordu.
Hariri’nin öldürülmesi, dünyanın bunun için gösterdiği reaksiyon Lübnan’da 14 Şubat ya da Sedir hareketi ismi verilen demokratik hareketlenmeyi de başlatmıştı. Kentli Lübnanlılar ülkelerini Suriye’nin pençesinden kurtarmak Okumaya devam et

Mısır’dan bihaberler

Mısır’dan bihaberler

CANLI yayında tarihsel olaylara tanıklık etmek hakikaten insanı havaya sokuyor. Mısır’da yaşananların neticeleri dalga dalga görülecek bir ehemmiyete sahip olduklarına şüphe yok. Fakat belli ki televizyondan olayların akışını izleyenlerin anında tümü bizzat yazılım programlarına yönelik yaşananlara mana veriyorlar. Bizzat gençliklerinde kocaman bir şevkle arzuladıkları devrimi gerçekleştiremeyen ya da devrimlerden düş kırıklığına uğrayanlar silahlı gücün idareye el koymasında özlemini çektikleri nesneyi buluyorlar. Demokratlar son vakalarda demokrasinin kaçınılmaz ve önlenemez yükselişini görüyorlar. İslamcılar da on yıllardır devam eden bir maçın son semeresinin alınacağı talepleri içindeler. Müslüman Kardeşler’in bu milletçe ayaklanmasının başlangıcında hiç hissesi olmamasına nazaran. Bunları Mısır’da yaşananları küçümsemek amacıyla yazmıyorum. Tahrir Meydanı’ndaki demokrasi havasını ve pratiğini solumuş, oradaki insanlarla temas etmiş herkesin anlattıklarından ve yazdıklarından meydana çıkan tablo insanı Okumaya devam et

Borç krizinin ardında

Borç krizinin ardında

Uzunca sayılacak bir zaman hayat AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’deki borç tavanı kavgasına geneldeki kayıkçı kavgasının bir parçası olarak baktı. Başka Bir Deyişle birçok önemsemedi. Bu civarı zırva Amerikan Kurultayı amaçlı dahi pek düşüncesiyle neticede krize bir çare yer alacağını düşündü. Bono piyasalarında birçok kıpırdama olmadı.
Ancak gittikçe Amerikan Kurultayı tarafından zırvanın bir tavanı meydana gelmediği anlayış edilmeye başlandı. Bankalar daha pek nakit tutmaya başladı. Kâr rekorları kıran Amerikan şirketleri ellerindeki kaynakları esasen yatırıma çevirmiyorlardı, son olarak geliyor olacak tasarılarını da erteliyorlar. Ülkenin dünyadaki kredibilitesini yerle bir edecek böylesi bir meselede dahi partilerin anlaşamaması, Amerikan toplumundaki derin tiksintiyi arttırdı. Politik sistemin meşruiyeti darbe alırken, alıcıların güveni de dibe vurdu. Okumaya devam et

Rulman dağılmadan önce

Rulman dağılmadan önce

Bu toplantıların müdavimlerinden Venezüella’nın Libya orijinli eskiyen Maliye Bakanı ve Foreign Policy Dergisi’nin sabık editörü Moises Naim, Financial Times Gazetesi’ne bir ölçümlendirme yapmış. Naim “Yıllardır bu toplantılara katıldıktan ardından hubris’in (böbürle anlaşılmaz kuvvet sarhoşluğu) varlığına ve gücüne iyice inandım” diye söze başlamış.
Davos’ta baş tacı edilen yıldızlaşmış şahsiyetlerin, yere göğe sığdırılamayan “mucize”lerin mimarlarının kısa zamanda silinip gitmelerine tanıklık etmiş birisi olarak da yazısının nihayetinde sıranın çabuk yükselen ülkelere gelip gelmediğini soruyor. “Davos’ta bütün bu Türkler, Brezilyalılar, Hintliler, Endonezyalılar, Ruslar ve Çinlilerle konuşurken çoğalış İsviçre’nin bu dağ köyündeki otel koridorlarında gözükmeyen düşmüş şöhretlerde tanık olduğum işaretleri görür benzeri oldum. Tanrılar bu yepyeni mağrurlara da günlerini göstermek amaçlı harekete geçmiş olabilmektedir mi?” Okumaya devam et

Cumhuriyetçilerin kocaman yalanları


Cumhuriyetçilerin kocaman yalanları

Geçtiğimiz hafta ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI’de Cumhuriyetçilerin Kongre panayırıydı. Bir Sonraki hafta da Demokratlarınkine tanıklık edilecek. Her ne civarı ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI politikasında kimin seçildiğinin mühim olmadığına konusunda yaygın, ve oldukça doğruluk hissesi içerir bir kanaat varsa da, bu seçimlerde ifade edilecek tercih küçümsenemeyecek civarı mühim.
Paranın Amerikan politik sistemi üzerindeki hemen hemen salt hakimiyeti ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI politikanını uzunca süredir dar bir sahaya hapsetti. Son kırk senenin ideolojik ve politik tarihine bakıldığında partiler aralarında önemli farklar meydana geldiği görülüyor. Bu farklar iç siyasette meydana geldiği civarı harici siyasette da neticeleri hayat tarafından önemli farklılık meydana getirecek tercihlerin varlığına işaret etmekte. Ilgisiz Savaş bittikten ardından Amerikan politikasında partner ideolojik alan birçok daraldı. Cumhuriyetçi Parti bu aşama arasında gittikçe ideolojik açıdan bir orta partisi olma özelliklerini kaybetmeye başladı. Okumaya devam et

Ateşkesin ardından


Ateşkesin ardından

GAZZE’de mütareke sağlandı, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI Dışişleri Bakanı Clinton Asya’dan bölgeye gitti. Hamas bizzat koşullarında bir muvaffakiyet kazandı. Fakat asıl yıldız Mısır’ın çiçeği burnunda cumhurbaşkanımız Muhammed Mursi oluyor. Mursi kolay değil bir vaziyette bizzat politik görüşleri ve geçmişiyle savaşın gerektirdiği ihtiyatlılığı ve sabrı sıkı dengeleyerek ateşkesin sağlanmasında başrolü aldı.
Bu biçimde sadece ülkesi Mısır’ı uzunca zamandır uzak kaldığı Arap dünyasının öncülüğü ve bölgenin en mühim oyuncusu konumuna yine getirmekle kalmadı. dünyanın muhatap alacağı önder olarak da statüsünü tescil ettirdi.
Mursi’nin bu işi becermesinde ülkesinin tarihsel ve coğrafi konumu civarı büyükelçisini çekmesine nazaran İsrail ile diyaloğu sürdürebilmesi, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin de perde arkasındaki desteğiyle itimat duyulan bir muhatap profilini çizebilmesi de oyun oynadı. Mursi bunları bütün dünyaya Filistinlilerin maruz kaldığı dehşet ile ilgili Okumaya devam et

Yaratılış çağında siyaset

Yaratılış çağında siyaset

SİZİN de canınız sıkılmıyor mu? Mısır’da yepyeni idare Türklere karşı vize uygulamasını sıkılaştırdı. Son birden çok senedir Ülkemiz’de herkesin, etkisizliği sebebiyle hafife aldığı üstelik dalga geçtiği AB’nin dışişleri bakanı Lady Ashton devrik Cumhurbaşkanımız Mursi ile 2 saat görüştü. Sayfadaki haberlerde göreceğiniz benzeri Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle Kahire’de. Mevkidaşı İngiliz bakanımız Hague Cumhurbaşkanımız Yardımcısı Muhammed el-Baradey’i arayarak Mursi’nin özgür bırakılmasını istek etti. Bayrama civarı AB’nin çabalarının bir mantıklı çözümün yöntemini açması bekleniyor. Okumaya devam et

Yılın sonu yöntemin sonu

Yılın sonu yöntemin sonu

YAVAŞ yavaş senenin sonuna yaklaşıyoruz. Şunun şurasında 16 zaman kaldı 2014 seneyin başlamasına. İster istemez Geçen senenin bilançosunun çıkarılması gerekecek. Artık kesinlikle hesaplar yapılmadı fakat Ülkemiz tarafından bilhassa harici siyasette 2013’ün bilançosunun pozitif meydana geldiğini ifade etmek birçok zor.
Politika tercihlerinde yapılmış var olan yanlışlar neyse de, asıl hasar itibar kaybına sebep olan iddialar, davranışlar, reaksiyonlardan geldi. Bilhassa senenin 2. yarısından başka bir deyişle Seyahat vakalarının yaşanmasından bu yana dünyanın Ülkemiz’ye bakışı değişti.
Bu vaziyetin analizini inşa etmeye aynı ritimde devam edeceğiz. Buzaman, sektör gününün keyfini bozma pahasına 21. asrın bir sürü kapsamlı çerçevedeki eğilimlerine bakarak bilançolara başlamak talep ediyorum. Bunlardan etraf ile ilgili olanları Ülkemiz tarafından da kocaman ehemmiyet taşıyor. Doğanın canına okuma ile ilgili dünyanın genelinden çeşitli bir noktada değiliz. Okumaya devam et

Adaletsiz bir seçime doğru

Adaletsiz bir seçime doğru

1950’den beri yapılmış olan seçimler içerisinde herhalde bugünkü civarı eşitsiz koşullarda sandık başına gidileni yapılmamıştır. Hakkaniyete aykırılık sadece adaylardan birisinin devletin bütün imkânlarını kampanyası için kullanabilmesinden kaynaklanmıyor. Basının geneldeki tavrı, hangi haberlerin ne türlü görülebildiği benzeri unsurlar da bu vahim hali derinleştiriyor.
Tüm bunlara CHP-MHP adayının konvoyuna ve BDP kampanyasının çalışanlarına yapılmış olan saldırıları eklerseniz vaziyetin vahameti iyice meydana çıkıyor. Belli ki zabıta görevini en hafif tabirle savsaklıyor ya da savsaklıyor. Bu vaziyette aynı mahalli seçimlerde meydana geldiği benzeri, seçimlerin adaletli olmamasının üzerine kurallara uyumlu yapılmadığı şüphesi da eklenecektir. Okumaya devam et